Soru:
Endülüslü fakih ve âlim İbn-i Hazm'ın (ö. 1064) "Bir (Vâhid) sayı değildir, çünkü bir bir'e bölünmez (ya da bir kendisinin bir parçası değildir)" şeklindeki tezi, matematiğin ve sayının felsefi temellerine dair ne gibi epistemolojik ve ontolojik sorgulamalara yol açmaktadır?
Bu tez, modern matematikteki küme teorisi (özellikle tekil/birim kümenin tanımı) ve sıfırın sayı olarak kabulü ile karşılaştırıldığında, sayıların başlangıç noktası (Bir'in kendisi) hakkındaki klasik ve modern anlayışlar arasındaki farkları nasıl aydınlatır?
Ayrıca, İslam düşüncesindeki Tevhid (Allah'ın Birliği) ilkesi bağlamında, İbn-i Hazm'ın "Bir"i sayı kategorisinden çıkarması, O'nu mutlak, bölünmez ve parçalanamaz bir "Varlık/Köken" olarak ele alma çabası mıdır? Eğer öyleyse, bu görüş, matematiksel "Bir" ile metafiziksel "Bir" (Allah) arasındaki ilişkiyi nasıl yeniden tanımlamaktadır?
Bu soru, aşağıdaki alanlarda derinlemesine bir tartışma açar:
Matematik Felsefesi: Sayının tanımı, Birim (Unity) ve Çokluk (Plurality) ilişkisi.
Epistemoloji: Matematiksel bilginin kaynağı ve kesinliği.
İslam Felsefesi/Kelam: Tevhid'in matematiksel ve mantıksal izdüşümleri.
Matematik Tarihi: Klasik (Öklid) ve Orta Çağ İslam Matematiği'ndeki "birim" anlayışları.
Bu soruyla, İbn-i Hazm'ın iddiasını basit bir matematiksel hatadan çıkarıp, onu varlık ve birlik üzerine kurulu derin bir felsefi duruş olarak inceleyebiliriz.